Açıklama
On sekiz yaşına giren her vatandaş için tek bir hayati gerçek vardır: %60 barajını geçip Gerçek İnsan Kimlik Kartı’na (GİK) sahip olmak. Bu skorun altında kalmak; ismini, evini, ailesini ve toplumdaki yerini kaybetmek demektir. Maxine Bennet için yıllardır hazırlandığı bu sınavdan %58 ile elenmek, sadece bir başarısızlık değil, şehrin cam sınırlarının ötesindeki Harabeler’e mahkûm edilmektir. Toplumsal Uyum Konseyi’nin (TUK) kusursuzluk üzerine inşa ettiği bu düzende, her adım bir puan, her hata bir sondur. Ancak Max, “kimliksiz” bir firari olarak hayatta kalmaya çalışırken, şehrin en nüfuzlu isimlerinden birinin işlediği kan dondurucu bir cinayete şahit olur. Gerçeğin sistematik bir şekilde örtbas edildiği, liyakatin rüşvetle takas edildiği ve itiraz edenlerin “terörist” ilan edildiği bu dünyada, artık saklanacak yer kalmamıştır. Eski bir gazeteci, gözden düşmüş bir deniz subayı ve hayalleri çalınmış gençlerden oluşan bir direniş ekibiyle birleşen Max, sistemin kokuşmuş çarklarını tüm şehre ifşa etmek için tehlikeli bir yola girer. Cam duvarlar sarsılırken ve toplumun huzur sandığı yalanlar birer birer parçalanırken, özgürlük uğruna nelerin feda edilebileceği sorusuyla yüzleşirler. Peki, bir devrim sadece isimlerin değişmesi midir, yoksa güç yeni bir maskeyle her zaman geri mi döner? Adaletin yerini “verimlilik” kredilerinin aldığı bu sonsuz döngüde, gerçek insanın bedeli nedir?



