Açıklama
Bozkırın tozlu yollarından Ankara’nın soğuk koridorlarına uzanan, sessiz ama derinden akan bir nehrin hikayesi bu. Hüseyin, isminin ağırlığını kalbinde, merhametin yükünü ise omuzlarında taşıyan bir adam. İsmail Onbaşı’nın sert ve disiplinli mirasıyla harmanlanan çocukluğu, onu hayata karşı bir zırhla değil, şifa veren bir şefkatle donatmıştır.
Dünya bazen çok sert, bazen çok adaletsizdir. Sınıf odalarındaki küçümseyen bakışlar, gurbetin buz kesen geceleri ve hayatın en umulmadık anlarında kapıyı çalan o ağır sınavlar… İnsan, ruhunu kirletmeden bu yoldan nasıl geçer? Sıdıka Çal Arslan, Bir Merhamet Hikayesi: Hüseyin ile bizi vicdanın en kuytu köşelerine, bir insanın kendini başkalarında bulma çabasına davet ediyor.
“İyilik,” diyordu Hüseyin, “bir bıçak darbesiyle terk edilmez.”
Bu kitap; sessizlerin sesi, merhameti kalkan yapanların siperi ve her şeye rağmen iyilikte direnenlerin zarif destanıdır. Kendi acısını başkasının tebessümüyle iyileştiren bir adamın, son nefesine kadar koruduğu o büyük sırra tanıklık edeceksiniz. Bozkırın bilgeliğiyle şehirli bir aydının nezaketini birleştiren Hüseyin’in dünyasında, insanlığın en saf halini bulacaksınız.
Merhametin, en koyu karanlığı bile nasıl aydınlattığını keşfetmeye hazır mısınız?



