Açıklama
Zamanın henüz akmadığı, mekânın sonsuz bir boşluktan ibaret olduğu o “latif” başlangıçta, her şey sadece bir niyet ve titreşimden ibaretti. Arhan ve Benil, varoluşun en saf haliyle, bedenlerin ağırlığından azade bir bekleyişin içindeydiler. Ancak ruh, kabına sığmayan bir merakla mühürlenmişti: Cisimleşmek, hissetmek ve “orada” olmak.
Peki, ruhun o sınırsız hürriyeti, toprağın ve etin mahpusluğuna değdiğinde ne olur?
Hasan Ceylan, Bekleşenler’de okuru insanlık tarihinin en kadim sorusuna, ilk nefesin ve ilk dokunuşun gizemine davet ediyor. Latif bir sükûnetten, acının, hırsın ve mülkiyetin hüküm sürdüğü kesif bir dünyaya geçişin sarsıcı hikâyesi bu. Bir kovuğun kuytusunda başlayan hayatta kalma mücadelesi; sahiplenme duygusunun gölgesinde yeşeren kıskançlıklar ve kaçınılmaz bir sona doğru sürüklenen irade…
Varlığın en hafif halinden, vicdanın en ağır yüküne uzanan bu yolculukta; adaletin terazisi nerede kurulur? İnsan, henüz ismini koyamadığı duyguların esiri mi, yoksa kendi kaderinin mimarı mıdır?
Bekleşenler, mitolojik bir atmosferi modern bir varoluş sorgulamasıyla harmanlıyor. İlk günahın değil, ilk “tercihin” ve o tercihin getirdiği devasa sorumluluğun peşine düşüyor. Toz ve duman arasından sıyrılıp ete kemiğe bürünenlerin, nihayetinde kendi hakikatleriyle yüzleşeceği o büyük bekleyişe hazır mısınız?



