Açıklama
Galata Köprüsü’nün rüzgârında mikroskobuyla “mikro kozmozu” keşfetmek isteyen küçük bir balıkçıdan, Beyoğlu’nun arka sokaklarında mülkiyetsizliği bir erdeme dönüştüren “Diyojen” Kazım’a; hayatın tam kalbinden süzülmüş, sarsıcı insan manzaraları.
İstanbul’un eski mahallelerinden Amsterdam ve Rotterdam’ın göçmen duraklarına savrulan karakterler, yokluğun içinde saklı olan o derin asalet duygusunu hatırlatıyor. Bir yanda banka hacizleriyle her şeyini yitirmesine rağmen gökyüzünü evi bellemiş sokak müzisyenlerinin özgürlüğü, diğer yanda yabancı bir ülkenin soğuk hastane koridorlarında uzatılan şefkatli bir el ve paylaşılan bir tas sıcak mantı… Tarlabaşı’nın dar sokaklarından Haliç’in kıyısına, gurbet sancısından rüyalara giren armuttan bir kemana kadar her anlatı; modern zamanların görünmez insanlarına, sokak çocuklarına ve emeğiyle var olmaya çalışanlara ses veriyor.
Ali Develioğlu; öykü ödülü alan bu eserinde, sokağın dilini, kimsesizliğin onurunu ve hayatın sertliğine karşı rüyaların sığınağını yalın bir dille aktarıyor. Kemanın neden armuttan yapıldığını ve en karanlık anlarda insanlığın birbirine nasıl “güven” bağıyla tutunduğunu merak edenler için etkileyici bir tanıklık.




